ABD, İsrail ve İngiliz emperyalistlerinin Irak’taki katliam, vahşet, işgal ve yağması

Televizyonlarda izledik. Bağdat, Kerkük ve Irak’ın bazı şehirlerinde, kürt peşmergeler-çapulcular, ABD ve İngiliz paralı askerlerinin gözleri önünde ve onların izni ile yağma hareketine girişti. Yağmalayanların otomobilleri, minibüsleri vardı çoğunlukla.

Kimisi su bidonu, kimisi koltuk yağmaladı! Bağdat’taki yağmayı kürt peşmergelerinin-çapulcularının Kerkük ve Musul’da yaptıkları yağma ve talanı izledi.

Bu yağma ve talanı bütün dünya televizyonlardan izledi. Yağma ve talan yapan kürt peşmerge-çapulcular hakkında mutlaka bir izlenim edinmiştir izleyenler.

ABD, İsrail ve İngiliz emperyalistleri, büyük yağmayı yapacakları için böyle küçük yağmalara (!) göz yumdu. Bazı eşyaları götürmelerine izin verdi.

ABD, İsrail ve İngiltere’nin büyük yağması, talanı için korku ve gözyaşı olmalıydı. ABD 1991 yılından beri oniki yıldır bunu yapıyordu Irak’ta.

Hiç bir şeye izin vermiyordu ABD. Tam bir baskı-zulüm uygulanıyordu. Yiyecek yoktu, ilaç yoktu. Irak’ın toprakları ABD tarafından fiilen üçe bölünmüştü.

Oniki yıldır Irak halkı bu baskılar ve yoksulluklar, saldırılar altında yaşamaya mecbur kılındı.

Oniki yıldır esir alınmış olan Irak’ta 20 Mart 2003 günü gece yarısı başlayan vahşet ve katliam, 21 gün sonunda, 9 Nisan 2003′de Bağdat’a tanklarla, bombalarla, uçaklarla girilmesiyle bir anlamda tamamlandı.

Eli kolu bağlı Irak’a bütün dünyayı işgal edecek asker ve silah gücüyle giren ABD ve İngiltere, dünyaya gözdağı veriyorlardı böylece. Gücünü gösteriyordu. Sakın çıkarlarımıza karşı gelmeyin diye.

ABD, İsrail ve İngiltere’yi “insan hakları” ve “demokrasi”nin kâbesi gibi gösterenler, veya görenler umarım dersler almışlardır.

“Demokrasi getiriyoruz” safsatasıyla yapılan bu katliam, soykırım, vahşet ve işgal unutulmayacak. Nasıl diğer yaptıkları katliamlar, soykırımlar ve vahşetler unutulmadıysa.

ABD ilişkiye girdiği hangi ülkeye demokrasi götürmüş? Götürdüğü sadece sefalet, sömürü, yoksulluk, soykırım, vahşet ve işgal olmuştur.

Evet demokrasi (!). Yani, ABD ve İngiltere’nin istediğini yapma demokrasisi. Hiç bir sınır ve engel tanımadan herşeyi yapma özgürlüğü. Yani vahşet, yani işgal, yani soykırım, yani talan.

“Beyaz bayrak” kaldırmış iki Iraklı asker siperdeyken İngiliz askerleri tarafından çok acımasız bir biçimde öldürülmüştü saldırının başladığı gün.

Çok acımasız diyorum çünkü iki askerin kafatasları kurşunlarla paramparça edilmişti.

Gözaltına alınan çok sayıda Iraklı sivil vatandaşa vahşice davranıldı.

Kafalarına çuvallar geçirildi. Çırılçıplak soyuldu. Elleri arkadan bağlandı. Numaralandı. 4 yaşındaki çocuk bile babasıyla rehin alınıp kafasına çuval geçirildi.

Necef kentinde kendilerine teslim olmak isteyen sivil vatandaşlar vahşice öldürüldü.

Herşey dünyanın gözü önünde yapılıyordu.

Saldırılarında yeni silahlarını deniyordu ABD, İsrail ve İngilizlerin paralı askerleri.

Bütün dünya vatandaşları ayaktaydı.

Öğrenciler, gençler, çocuklar, yaşlılar, işçiler, köylüler, esnaflar, öğretim üyeleri, yazarlar, sanatçılar. Herkes ayaktaydı. ABD, İsrail ve İngiltere’nin saldırılarına ve vahşetine karşıydılar.

Kimisi “canlı kalkan” oldu. ABD, İsrail ve İngiliz mallarını almama kampanyası başlatıldı. Büyük gösteriler, eylemler yapıldı.

Ama, devlet yöneticileri seyrediyorlardı.

ABD, İsrail ve İngiliz devletlerinin vahşetleri korkunçtu. Yağma ve çapulculuk ruhlarına öylesine sinmiş ki, bağımsız haber yapan gazeteciler bile öldürüldü.

Bağdat’taki Filistin Oteli’ne bilerek atılan ABD’liler ve İngilizler tarafından açılan tank ateşi sonucu Taras Protsyuk ile Julio A. Parrado adlı iki gazeteci öldürüldü. Aynı gün, ayrıca, El Cezire ve Abu Dabi TV büroları bombalandı. El Cezire muhabiri olan ve “Arapların Peter Arnett”i dedikleri gazeteci Tarık Eyüp öldü.

Yağma ve çapulculuk ruhlarına öyle sinmişti ki, saldırı ve vahşet hakkında yaptığı karikatürler nedeniyle Salih Memecan tehdit edildi.

Karikatürist Salih Memecan, katıldığı bir tv programında bu tehdidi özetle şöyle açıklamıştı, “İnternet sitesindeki karikatürlerimi gören bazı Amerikalılar ‘Keşke sizi de bombalasaydık’ diyorlar.”

Gazeteci Peter Arnett, Irak devlet televizyonundan ABD’nin planlarının çöktüğünü söyleyince Pentagon, Beyaz Saray yönetimi, tarafından sert şekilde eleştirildi. Bunun sonucu olarak Arnett çalıştığı NBC kanalındaki işinden atıldı.

Eleştiriye hatta gerçeği aktaranlara bile tahammüllleri yoktu.

Irak’ta insanlar ABD, İsrail ve İngiltere’nin paralı askerleri tarafından öldürüldü, sakat bırakıldı. Evlerinden, işlerinden edildiler. Bunun dışında ülkelerinden edilmek isteniyorlar.

ABD, İsrail ve İngiltere’nin paralı askerleri, katliamlarına başladığı günlerde Irak bayrağını indirmiş yerine ABD bayrağı asmışlardı.

Bu davranış biçimi ABD, İsrail ve İngiltere’nin işgalci zihniyetinin açığa çıkması ve yansımasıdır. Avrupa Birliği (AB)’ne karşı Amerika Birleşik Milletleri yaratma zihniyetidir.

İnsan toplulukları sürü değilde “halk” olmuşsa onlar hiç bir zaman teslim olmaz ve yenilmez. Teslim olanlar ve yenilenler “halk” olmayan, sürü halinde yaşayanlandır.

Davul-zurna çalarak ABD, İsrail ve İngiliz işgalini destekleyen, yaşadığı topraklara ihanet eden, komşusunun katliamına göz yuman Iraklı kürtler tarih önünde her anlamda suçludurlar.

Irak halkı, ABD, İsrail ve İngiliz işgalini er ya da geç kıracaktır.

Bunun örneğini yine televizyonlardan izledik.

Gazetecilerin bilerek öldürüldüğü Filistin Oteli’ne pervasızca giren ABD’nin ve İngiltere’nin paralı askerlerine karşı, orada bulunan küçük kız çocuğu, “Yankee go home” diye bağırdı bir kaç kez.

Bu küçük kız her şeyi göze alarak yapmıştı bunu.

Evet . Bu küçük kız gibi hareket edenler yenilmez ve teslim olmazlar.

Bu küçük kızın haykırışı, bütün dünyaya Irak’taki halkın onurunu ve direnişini gösterdi ve duyurdu.

Bu haykırışında her zaman seninle beraberiz küçük kız.

 

Turhan Feyizoğlu

.

About ADD Isparta