30 KASIM 2008 “ADD KÜÇÜK KURULTAY” KONUŞMA METNİ

Sayı : 2008/90
Kod : 32-116488
Konu: “ADD Küçük Kurultayına” 29.11.2008
ADD GENEL MERKEZİ KÜÇÜK KURULTAY BAŞKANLIĞI’NA,

ANKARA

Sayın Başkanlık, Sayın Katılımcılar!
• Bu konuşma metni; ADD Isparta Şubesi Yönetim Kurulu toplantısında 25.11.2008 günü görüşülmüş ve 14 sayılı kararla oybirliği ile benimsenerek Küçük Kurultay’ımıza sunulması kararlaştırılmıştır.

“Öğretmenler Günü” olan 24 Kasım’da (2008) Türk Ceza Yasası’nın 301. maddesini çiğnemek suçlamasıyla yargılanmış bir dava arkadaşınız olarak karşınızdayım. 27 yıllık tarih öğretmenliği yaşamımın ardından, emekli olduğumda “Atatürk ilke ve devrimleri”ni, Cumhuriyetimizin temel değerlerini savunduğum için yargılanacağım hiç aklıma gelmezdi.
Bu yargılama, “Cumhuriyetin temel değerleri, Atatürk ilke ve devrimlerinden oluşan vazgeçilmez sınırların artık “ılımlı İslamcı – Kürtçü” cephe tarafından zorlanmakta olduğunun açık bir kanıtıdır. Biz, 3 Mart 2007 günü Devrim Yasalarının kabulünün yıldönümünde, bu pervasız saldırıyı teşhir ettiğimiz için yargı önüne çıkarıldık. Böyle bir suçlama ile yargılanıyor olmaktan, onur duyduğumuzu belirtmek isteriz.
Saygın ADD örgütümüzü burada temsil eden arkadaşlarımız anımsayacaklardır :

Tam bağımsızlıkçı, anti-emperyalist, halkçı, devrimci, ulusalcı, cumhuriyetçi dünya görüşünü savunduğumuz için önceki yıllarda da yargılandık. Tüm bu yargılamalardan aklanarak çıktık ve yine çıkacağız. Mahçup olanların ise bizi yargı önüne gönderenler olduğunu, hiçbir yargılamadan Yönetim Kurulumuzun ve bizim mahcup olmadığını huzurunuzda belirtmek isteriz. Benzer nedenlerle hakkımızda açılan yeni davalar da sürüyor. Ama tüm bunlara karşın, Namık Kemal’in deyişi ile;

Dönersek kahpeyiz millet yolunda bir azimetten!

Ne denli süreceği belli olmayan bu yargılamalarda bizii yalnız bırakmayan saygın Kemalist Avukatlar; Ertuğrul KAZANCI, Gürkut ACAR, Mehmet ÖZTÜRK, Mehmet ZENGİN, Ali Fuat ÇETİNKAYA’ ya, Isparta Ulusal Güç Birliği’ni oluşturan örgüt temsilcilerine ve üyelerimize, Kemalist ideoloji adına teşekkür ediyoruz.

Değerli Dostlar!

ADD onursal üyesi Uğur MUMCU Atatürkçülüğü; “Atatürkçülük, kısaca ulusal bağımsızlık ve ulusal onur demektir. Atatürkçülük, özetle anti-emperyalist bir kurtuluş savaşını başlatan ve sürdüren bir eylem ve öğretidir.” biçiminde tanımlıyordu.
Gerçekten de ADD; Ulusal bağımsızlığımıza, ulusal onurumuza yönelik her türlü kalkışmaya “dur” diyebilecek bir “eylem ve öğreti” örgütü olma özgörevi ile kurulmuştur.
ADD, Yüce Türk Ulusu’nun soylu aydınlarının oluşturduğu emperyalizmin yok ediş saldırısına karşı Ulusumuzu bilinçlendirerek, örgütlenmeye çağıran bir direniş, bir eylem merkezidir.

ADD Isparta Şube Yönetimi ve Başkanı olarak, bu güne değin yaptığımız ve bundan böyle yapacağımız çalışmalarda temel aldığımız anlayış budur. Tüm bunlara karşın içimizdeki kimi çevrelerin, ADD Isparta şubesine yönelik olumsuz ve bilgi sahibi olmadan yaptıkları eleştiriler gerçekten bizleri üzmekte, yaralamaktadır.

Saygın dava arkadaşlarımız!

Kemalizm’e yönelik “yoketme saldırısı”na karşı bizim susmamız, idare-i maslahatçılık yapmamız bekleniyorsa; susmayacağız, idare-i maslahatçılık yapmayacağız, varlık nedenimiz Kemalizm’i her koşulda ödünsüz savunduk ve savunacağız.

o Bugün Türkiye’de “bölünme ve işgal” yaklaşan soyut bir tehlike değil, yaşanan somut ve acı bir gerçeğe dönüşmüştür. Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının emperyalist destekçileriyle birlikte çok önemli kazanımlar elde ettiği, görmek isteyen herkesin açıkça ayrımsadığı yakıcı bir gerçektir.

Bu tablo içinde; dün can-kan pahasına kurtuluşu gerçekleştiren soylu Türk ulusu, sorunları ile baş başa bırakılmış, terk edilmiş ve siyaset arenasının dışına itilmiş, çaresiz bir kenarda bırakılmıştır. Halka umut verebilen, ufkunu açabilen çaresizliğine çare öneren, çıkış yolu gösteren doğru-dürüst ne bir siyasetçi ne de siyasal yapı var.
İşte bu koşullar altında halkımızın umudu olmak zorundayız. Duygusallığa kapılmadan, kişisel dostluklara ya da içgüdüsel bir ‘güven’e sığınmadan; Tarihin bize yüklediği bu kritik görevi, koşullar ne denli ağır olursa olsun yerine getirmeliyiz.
ADD üyesi ve yöneticisi olmak; bize büyük ayrıcalık ve saygınlık kazandırmaktadır. Ama belki de bu saygınlıktan kat kat fazla sorumluluklar yükleyen bir görevdir.
Atatürkçüler en az “Atatürk ve Türkiye düşmanları” kadar disiplinli, çalışkan, özverili ve örgütlü olmak zorundadır. Yoksa kimsenin geldiğimiz durumdan yakınmaya hakkı yoktur.
Elbette bilinç, yani olgu ve olaylara Kemalist bir bilinçle bakılması yaşamsal önem taşır. Ancak salt bilinç olarak kalan, uygulamaya geçmeyen / geçirilemeyen, iradeye dönüşmeyen, soyut bilinç ne denli güçlü olursa olsun, fazla bir değeri kalmaz. Kararlar ya yaşama geçirilmek için alınır ya da hiç alınmaz. Eğer bir karar alıyorsak, ortaya öncelikle bir uygulama ve eylem istencii, bir somut çaba koymak zorundayız. Açıktır ki; böylesi bir istencin dışavurumu ancak sağlam, güçlü ve disiplinli bir örgütle sağlanabilir. İl-ilçe-beldelerde yaşanan örgütsel sorunları aşmak, örgütsel bütünlüğü korumak, yönetim organlarıyla üye tabanı arasında gerekli uyum ve eylem birliğini sağlamak ancak güçlü, güvenen ve güven veren, bütünlüklü, kucaklayıcı bir merkez yapılanmasıyla (Genel Merkez ile!) olanaklıdır.

Sayın ADD Genel Başkanı’na uygulanan haksız, hukuksuz, insanlık onuru ile bağdaşmayan süreci şiddet ve nefretle kınıyoruz. Bu duruma karşı, ülkemizin yok edilişine karşı gösterilen tepki, üzülerek belirtelim ki, beklentilerin çok altında kalmıştır.
Genel Başkanımızın konumu; Onursal kişiliği, kimliği ve saygınlığı korunarak, Küçük Kurultay’ın duygusal olmayan önerisi ve Gn. Yönetim Kurulu kararı ile bir uygun bir hukuksal statüye kavuşturulmalıdır.
Bu işlem tamamlandıktan sonra ADD, en üst karar organı olan “GENEL KURUL”unu olağanüstü toplamalıdır. Önümüzde yığılan ağır sorunlar yumağının çözümünü, beklenmedik ve ağır bir yara almış olan şimdiki GYK’ya bırakmanın, onlara karşı da haksızlık olacağı düşüncesindeyiz. Böylesine çetin sorunlarla başa çıkabilecek cesur, yaşamsal kararları, ancak en üst karar organı Genel Kurulumuzun (Olağanüstü) alabileceği kanısını taşıyoruz.

Sayın Katılımcılar! ADD’de bir iç çekişme olmamalıdır. Gerek genel kurullarda, gerekse yaşanan kimi olaylarda “farklı yaklaşım ve öneriler” olması Derneğimizin vazgeçilmez demokratik niteliğidir. Bu “yaklaşımları, öneri ve eleştirileri” iç çekişme olarak algılamak, dışarıya böyle yansıtmak, ADD’yi sanılanın ötesinde örselemek, hırpalamak olur ki; buna asla izin verilmemelidir. Bir yandan Örgütümüz içine sızdırılmak istenen “5. Kol” girişimlerine karşı son derece kararlı ve uyanık olmak gerekirken; öbür yandan da gereksiz kuşkucu (paranoid) bir tutum sergilemekten ve dava arkadaşlarımızı kırıp ADD’den uzaklaşmalarına dek varabilecek zedelemelerden özenle uzak durmak gibi nazik bir dengeyi mutlaka sağlamak zorudayız.
ADD, hızla kendini toparlamalı ve gündemdeki yakıcı sorunlara karşı bir ulusal aydınlanma ve direnç odağı olmanın yanı sıra, yaklaşan Mart 2009 yerel seçimlerinin kritik önemi bakımından Ulusal Birlik hattı sağlanmasında üzerine düşen vazgeçlimez ödevleri yerine getirmeye hemen koyulmalıdır.
Bu duygu ve düşüncelerle ADD Küçük Kurultayı’nı saygı ve dostlukla selamlar, başarılarını dileriz.
29-30 Kasım 2008, Ankara.
Mahmut ÖZYÜREK
ADD Isparta Şube Başkanı
YÖNETİM KURULU ADINA

.

About ADD Isparta