30 AĞUSTOS’UN EVRENSEL VE GÜNCEL DEĞERİ!


Prof. Dr. Özer Ozankaya

Yıldız  Teknik Üniversitesi

      30 Ağustos! 

Sömürgeciliğin   askeri alanda   yenilebileceğini kanıtlayan ve        bir daha hortlayamaması için zorunlu   toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel devrimlerin yolunu açan, bu niteliği ile tüm insanlık için       -evet, Batı da içinde olmak üzere tüm insanlık için-   “İnsanlığın  Ortak Kültür Varlığı” olarak korunması ve yaşatılması gereken      model   değerindeki  kutsal     Türk Kurtuluş Devrim’inin askeri zafer  günü!  

 Ama sömürgeciliği ayıp saymamakta direten  AB ve ABD, kendi ülkeleri dışındaki dünyanın her yerinde her türlü uğursuz yol ve yöntemlerle demokrasiyi   engellemeğe çalıştığı gibi,  BOP’u  ile  de bu güzelim  Türk Demokrasi Devriminin yarattığı kurum ve değerleri yıkmaya, yurdumuzu parçalamağa, ulusumuzu bölmeğe, iç ve bölgesel savaşlar çıkarmaya çalışıyor.

Bu yolda   işbirlikçi ve/ya da    ulusuna güvenmeyen,  bağımsızlık ruhundan ve ahlakından yoksun, dar görüşlü,       mandacı yeni Vahdettinler,    Damat Ferit’ler, Ali Kemal ve  Sait Molla’lar, Ali Galip  ve  Halide Edip’ler     …   bulup   kullanıyor.

 

Kendi ülkelerinde  bilim, sanat, siyaset ve askerlik alanlarında ün sahibi dürüst kişiliklerin   derinden saygı ve sevgi duyduğu  Mustafa Kemal’e ve O’nu ATATÜRK katına yücelten Türk Devrimine, en utanmaz karalayıcı saldırılarda bulunmaktan, öğrenilmesine engel olmaktan, içeriğini çarpıtmaktan …  yüzleri kızarmıyor!

 

İktidardaki ve muhalefetteki siyasal partilerin hemen tümünde parti-içi demokrasinin yok edilmiş, siyaset alanının olağanüstü kirletilmiş olması, kitle iletişiminin pek büyük bölümünün çıkar karşılığı güdüm altına girmiş olması, Türk Kurtuluş Savaşı’nın ve tümüyle Cumhuriyet Devrimlerinin motor gücü olan ulusal egemenlik ilkesini gerçekte ortadan kaldırmış,  böylece Türk ulusunun sesi kısılmış bulunuyor. Oysa Anadolu ve Rumeli Ulusal Hakları Koruma Derneği’nin   demokratik yapısı ve işleyişi,   Türk ulusunun bağımsızlık, yurt ve özgürlük haklarını  dünyaya duyurabilmişti!

 

Bu iç ve dış sömürgeci saldırısını bugün de  tepelemek ve bu siyasal boşluğu gidermek için en başta   gerekli olan şey, Atatürk’ün 30 Ağustos’un evrensel değerini seçkin bir biçimde anlatan düşüncelerini yurdumuzun her köşesine, ulusumuzun her kesimine ulaştırmak ve bilinçle, özünden öğrenilmesini sağlamaktır.

 

Çünkü her gerçek ulusal başarı, ancak geçerli bir BÜYÜK DÜŞÜNCE DİZGESİ  üzerinde yükselebilir.

 

Mustafa Kemal, hem sömürgeci saldırganın tepelenip   koğulmasını    sağlayan,  hem de   bir daha geri gelmemesinin    güvencesi olan  Türk Demokrasi Devrimlerinin yolunu   açan   bu       düşünce dizgesinin temelinde ve merkezinde, “DOĞRU ANLAMI VE DÜRÜST UYGULAMASIYLA ULUSAL EGEMENLİK İLKESİ”nin bulunduğunu vurgular[1][1]:

 

SÖZ MUSTAFA KEMAL’İN

    

·  "Efendiler, 'Türk yurdunu ele geçirmek düşüncesini, Türk'ü tutsak etmek düşünü, genel, yaygın bir düşünceye dönüştürmeye çalışanların... layık oldukları sondan kurtulamamış olduklarını gözlerimizle gördük." (Bugün BOP Türkiye'yi parçalamayı amaçladığını açıkça sergileyen haritalar yayınlıyor; AB Başkanlar Konseyi, "Üyelik görüşmeleri sürecinde Türkiye parçalanırsa, her ayrı kesimle görüşmeler yapılabileceğini" açıkça karara bağlıyor!)
· "Türk ulusunun burada elde ettiği yengi kadar kesin sonuç veren ve ... yalnız bizim tarihimize değil, tüm dünya tarihine yeni bir akış vermekte kesin etkide bulunan bir meydan savaşı anımsamıyorum". (BOP ve AB güdümlü, Soros ödenekli iletişim ve bilim (!) kurumları, Türk Kurtuluş Savaşı'nı basit çatapat gibi göstermeğe çalışıyorlar!)
·  "Hiç kuşku duyulmamalıdır ki, yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyeti'nin temeli burada güçlendirildi. Sonsuzluğa değin sürecek olan yaşamı burada taçlandı..."

·  "Efendiler, bu pek büyük yenginin türlü etkenlerinin üstünde en önemlisi ve yücesi, Türk ulusunun bağılsız ve koşulsuz olarak egemenliğini eline almış olmasıdır. Bu olayın tarihimizde ve bütün cihanda ne büyük, ne verimli bir devrim olduğunu açıklamağa gerek görmem. Ulusumuzun uzun yüzyılardanberi hanlar, hakanlar, sultanlar, halifeler elinde, onların baskı ve ezinci altında ne denli ezildiğini, onların açgözlülüklerini doyurma yolunda ne denli büyük yıkımlara ve yitiklere uğradığını düşünürsek, ulusumuzun egemenliğini eline almış olması olayının tüm ululuk ve önemi gözlerimizin önünde belirir.. ." (BOPçular ve AB'ciler ise, padişahlık  övgücülüğü, tarikatçılık, şeyhlik, ...   koruyuculuğu yapmaktan, ulusal egemenliğin olmazsa olmazı laiklik ilkesine saldırmaktan .. geri durmuyorlar!)

 
·   "Efendiler, ulusal egemenlik öyle bir ışıktır ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur. Ulusların tutsaklığı üzerine kurulmuş kurumlar her yerde yıkılmağa yazgılıdırlar..." (BOP'çular ve AB'ciler, dün din baskıcısı ve marksist diktacı  iken ulusal egemenliği reddediyorlardı; bugün ulusal egemenliği "şeriat baskısını, kadının eksik varlık sayılmasını, tarikat örgütlenmesini ... isteme özgürlüğü"  olarak  tanımlamaktan çekinmiyorlar!) 

 
·   "Saraylarının içinde Türk'ten başka ögelere dayanarak, düşmanlarla birleşerek Anadolu'nun, Türklüğün aleyhine yürüyen çürümüş gölge adamların  Türk yurdundan kovulması, düşmanların   denize dökülmesinden daha kurtarıcı bir devinimdir. Türk ulusunun (yurdunda) tam anlamıyla efendi olarak yaşaması, ancak o gereksiz ve anlamsız olduktan başka, varlıkları yalnızca zarar ve yıkım getiren o makamların ortadan kaldırımasıyla olanaklı olabilirdi." (BOP'çular ve AB'ciler, saltanat goygoyculuğu yapmak,  Ali Kemal torunlarını, tarikat şeyhlerini .. en yüksek siyasal katlarda ağırlamak ... aymazlığını ve gözüpekliğini sergiliyorlar!)
·  "Efendiler, kendilerine bir ulusun geleceği (talihi) güvenilip bırakılan adamlar, ulusun güç ve yeteneğini yalnız ve ancak yine ulusun gerçek ve elde-edilebilir yararları yolunda
kullanmakla yükümlü olduklarını bir an düşüncelerinden çıkarmamalıdırlar."
(BOP'çular ve AB'ciler, dış işlerinden ekonomi ve maliyeye, eğitimden ulaşıma .. her alanda izlenecek  siyasetin Ankara'da  değil, Vaşington, Brüksel, Londra, Paris ve Berlin'de saptanması yolunu içlerine sindiriyorlar! En yüksek konumlardaki siyaset ve yönetim adamlarından,   başarısızlıkları şöyle dursun, yolsuzluklarının bile hesabının sorulmamasını içlerine sindiriyorlar!)

 

· ".. .Efendiler, artık yurt bayındırlık istiyor, zenginlik ve gönenç istiyor. Bilim  ve beceri, yüksek uygarlık, özgür düşünce ve özgür düşünüş istiyor."

 

·    "Efendiler, ulusumuzun ereği, ulusumuzun ülküsü, bütün cihanda tam anlamıyla uygar bir toplumsal kurul olmaktır. Bilirsiniz ki dünyada her ulusun varlığı, değeri, özgürlük ve bağımsızlık hakkı, sahip olduğu ve yapacağı uygar yapıtlarla orantılıdır. Uygar yapıt ortaya koyma yeteneğinden yoksun olan topluluklar, özgürlük ve bağımsızlıklarından yoksun kılınmağa yazgılıdırlar... Uygarlık yolunda yürümek ve başarılı olmak yaşamanın koşuludur.. Efendiler, uygarlık yolunda başarı yenileşmeğe bağlıdır. Toplumsal yaşamda, ekonomik yaşamda, bilim ve uygulayım alanında başarılı olmak için tam gelişme ve ilerleme yolu budur. Yaşam ve geçime egemen olan kuralların zamanla değişmesi, gelişmesi ve yenilenmesi zorunludur...

 

·   "Efendiler, ulusumuz burada saptadığımız yengiden daha önemli bir görevin arkasındadır. O yenginin sonuçlarının tam olarak kazanılması ulusumuzun ekonomi alanındaki başarılarıyla olanaklı olacaktır. .. Hiç bir uygar devlet yoktur ki, ordu ve donanmasından önce ekonomisini düşünmüş olmasın". (BOP'çuların ve AB'cilerin Türkiye için beklenti ve özlemleri arasında  Türkiye'nin   sanayileşmesi, ülkenin her yanının demir ve deniz yollarıyla bütünleştirilerek gerçek bayındırlığa kavuşturulması, sanatın, bilimin  ve sporun  her dalında uluslararası düzeyde varlık gösterecek atılımlar yapılması, bunun için felsefe, ahlak, sanat ve bilimin özgür olması   diye bir konu   yer almıyor!)

 

. "Uygarlığın temeli, ilerlemenin ve güçlü olmanın dayanağı, aile
yaşamındadır... Aileyi oluşturan kadın ve erkeğin doğal haklarına sahip olmaları, aile görevlerini yürütmeğe yeterli bulunmaları zorunludur."
(BOP'çular ve AB'ciler için Türk Devrimi'nin kadın hakları alanındaki dünyaya örnek başarıları  baskıcılık; çok karılılık, kadının torbaların içinde yaşamaya koşullandırılması, ... ise özgürlüğün gereği!)
·   "...Çağın savaşımlarında ulusumuzu başarılı kılacak bir ekonomik yaşam sağlanmasını amaçlayan genel eğitim ve öğretim düzenlerimiz, her gün daha çok temellenecek ve kuşkusuz başarılı olacaktır.  Efendiler, artık bugün yaşam ve insanlık gerekleri bütün gerçeğiyle belirmiştir. Bunlara aykırı söylentiler ahlak ve inanca temel olamaz... Uydurmalar, boş inançlar kafalardan çıkmalıdır. Her türlü yükselme ve yetkinleşmeğe yetenekli olan ulusumuzun toplumsal ve düşünsel devrim atılımlarını kısaltmak isteyen engeller kesinlikle ortadan kaldırılmalıdır". (BOP'çular ve AB'ciler için, bilimi ve demokrasiyi temel alan  Eğitim ve Öğretim Birliği düzeni baskıcılıkmış; tek sözcüğünü anlamadığı arapça Kur'anı ezberleterek ulus çocuklarını  beyni sulanmış hafızlara döndüren Kur'an ve hafızlık kursları, demokrasinin d'sinden söz etmeyen imam-hatip okulları ise özgürlüğün gerekleri!!)
·     "Efendiler, son sözlerimi yalnızca ülkemizin gençliğine yöneltmek istiyorum. Gençler! Yürekliliğimizi arttıran ve sürdüren sizsiniz. Siz, almakta olduğunuz eğitim ve kültür ile insanlık niteliğinin, yurt sevgisinin, düşünce özgürlüğünün en değerli simgesi olacaksınız. Ey yükselen yeni kuşak! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yüceltecek ve yaşatacak sizsiniz".  (BOP'çuların ve AB'cilerin en çok korktuğu, Atatürk'ün Cumhuriyeti geçliğe emanet etmiş olması değil midir!? Onun için en çok bozmaya, geri bıraktırmaya, çarpıklaştırmaya, bilimsel içerikten yoksun kılmaya çalıştıkları kurum, Cumhuriyetin "Yaşamda en doğru yol gösterici, bilimdir" ilkesi üzerine dayandırdığı eğitim kurumları  olagelmiştir!)

 

Ama evrensel düzeyde geçerli bir büyük düşünce olan Atatürk'ün bugün de iç ve dış  sömürgeciliği yeneceğine, tüm namuslu ve uygar insanlığın gönlündeki ve kafasındaki saygın yerini korumayı sürdüreceğine inanıyorum.

 

Mesut TARCAN'ın anlam dolu dizeleriyle uygar insanlığın ortak değeri Atatürk'ü saygı ve gönülborcu duygularıyla anarken,  ulusumuzun 30 Ağustos Zafer Bayramını kutluyor, gelecek yıldönümlerini  bugünkü olumsuzlukların tepelendiğini görmenin mutluluğu içinde kutlamayı diliyorum.

 

YÜCE ATATÜRK DEVRİM DEMEK

YANAR IŞIKLARI GÖNLÜMCE

USUMUZ BÜYÜR SONSUZA DEK

GÜN GÜN, GECE GECE.

 

BAZEN BİR ÖZGÜRLÜK TÜRKÜSÜDÜR

BAZEN BİR DAĞBAŞI, DUMANLI, YÜCE.

BİZ GÖRMESEK O'NUN GÖZLERİ GÖRÜR,

SUSMUŞSAK, KONUŞUR HECE HECE.

 


[1][1](Kaynak: Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri30 Ağustos 1924, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yay. 1959, s. 173-182.)

.

Bilgiler ve Bağlantılar

Tüm yazıyı gözden geçirebilir ve yorumlayabilirsiniz.


Önceki ve Sonraki Makaleler

Bazı Makalelerimiz


Yorum Bırak

Bir kaç dakika ayırın ve bize bu makaleyle ilgili ne düşündüğünüzü yazın. Cümle başları hariç küçük harfler kullanmaya özen gösteriniz. Yorumunuzun sorumluluğu size aittir.

Okuyucu Yorumları

30.08.2008

C2H6O

Bu ne diye sormayın, kimyacı olmayanlar için:

İçki yani etanol

Hani son günlerde Ankara’nın göbeğinde zabıtalar bunu için adam dövüyorlar ya, işte o…
Satarsın suç…
İçersin suç…
Avazım çıktığı kadar haykırdım: Irana doğru gidiyoruz, biz Türk’üz Iranı dahi geçeriz diye…
Din(letemedim)!

Sen oruç tutarsın, ben tutmam.
Sen 5 vakit namaz kılarsın, ben kılmam.
Sen camiye gidersin, ben gitmem.
Ulan sen kimsin, bana hesap soruyorsun?
Zamanı geldiği zaman hesabını ben vereceğim!
Neyse, …

Türkiye’de cüzdana göre iş yapıldığı müddetçe bu durum değişmeyecektir.
Laiklik ilkesinin temel amacı, toplumda inanç ve ibadet özgürlüğünü tesis etmektir.

Velev ki aldım…
Velev ki sattım…
Velev ki duymadım…
Velev ki görmedim…
Velev ki kabul ettim (yedim demeyelim ağır gelebilir )
Sözün özü velev ki diye, diye…
Adaletsizlik Kazıklama Partisi ile yola devam
*

30 Ağustos zafer bayramınız kutlu olsun.

Vatan yabancı boyunduruğundan kurtuldu mu acaba?
AKP ve temsil ettiği zihniyet vatanı karış, karış –parsel, parsel pazarlıyor.
Adında Milliyetçi Hareketi taşıyan Parti vatan satılırken seyirci kalmakla yetinmiyor, pazarlamada yardımcı oluyor. Helal olsun size koçlar…
Din üzerinden, milliyetçilik üzerinden eloğluna hizmet. Bu vatan için kanını döken geçmişten günümüze tüm şehitlerimizin kemiklerini sızlatan bir durum.
Yazık, çok yazık!
*

Dört torba kömür Müslüman’ı…

Son 14 – 15 saatte içersinde İnternette tesadüfen rastladığım bir videoyu takdirlerinize sunmak istiyorum. Sansürlenebilir kaygısıyla acilen izlenmesi tavsiye ediliyor. Site sahibine ulaşamadığım için buradan seslenmek istiyorum:

İçin rahat olsun arkadaş, videoyu gereken işlemleri yaptıktan sonra kendi Server’ıma indirdim. Yani buradan kolay, kolay sansürlenemez.

Konuşan Ergenekon tutuklusu Paşa.

Ancak paşam keşke bu hassas konularda biraz daha dikkatli konuşsaydın daha iyi olurdu diye düşünüyorum. İster Ermeni, Rum veya Kürt, Türk olsun bizler bu toprakların evladıyız. Kamuoyunun bir kısmına yönelik olsa da, Müslüman hakkında söylediğiniz sözleri insanlarımız kendi üzerlerine çekebilir. Keşke bunlara daha duyarlı konuşsaydınız…

Önder Gürbüz
http://www.gurbuz.de

güsel olmuş