16.Adalet ve Dem. Haftası Etkinlikleri(fotoğraflar)

Türkiye çok zor günlerden geçiyor. Uğur Mumcunun seslenişinde, katledilen aydınlarımızın yücelttiği tüm değerler pervasız bir saldırı altında. Neredeyse yıkılmak üzere…
Uğruna yaşamlar feda edilen tam bağımsız Türkiye tamamen yok edilip parçalanmak isteniyor. Üniversiteler düşüyor, yargı düşüyor, Atatürk’ün karargâhı bile düşüyor.
Atatürk’ün Cumhuriyeti, Ordusu, Türk’ün bayrağı, bağımsızlığı ayaklar altına alınmak isteniyor. Bu işbirlikçi hain ittifakı işi öylesine ileri götürdü ki, Uğur MUMCU nun daha doğrusu Mustafa Kemal Atatürk’ün savunduğu değerlere sahip çıkanlar dün katledildiler, bu gün ise tutuklanıyorlar. Artık Vatanseverlik suç ama ihanete sonuna kadar özgürlük var.
Artık savaş, topla, tüfekle, silahla değil, Ulus devlet, ulusal irade, ulusal hukuk yok edilerek, ulusalcıları imha ederek sürdürülüyor. Burada imha edilmek istenen, boğulmak istenen, katledilen Cumhuriyettir, Türk ulusudur, Atatürk’tür.
Apo’yu getiren Albay Levent Göktaş, Apo’yu ilk sorgulayan Albay Atilla Uğur, MGK Genel Sekreteri Org. Tuncer Kılınç Hurşit TOLON, Şener ERUYGUR gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Yani APO’ya dokunan yanıyor. PKK’nın yasal partisi DTP’nin Başkanı Ahmet Türk ABD tertibi olduğu artık açık seçik ortada olan bu tutuklamalar için bakın ne diyor; “yılanı yaralı bırakmayın başını ezin”.
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, TRT 6 ile ilgili olarak, Kürtçe yaptığı konuşmada;
“Bu halkın dilini, kültürünü ve kimliğini kabul etmeyenler, 20 yıldır verilen mücadele sonucu bunu kabul ettiler. Bu mücadele böyle devam ederse, yakında bu toprakların da adını kabullenecekler”
diyor ödüllendiriliyor.
Ama yurtseverler, Atatürkçüler, ulusun birliğini, devletin tekliğini, ülkenin tümlüğünü savunanlar Hurşit Paşalar, Şener Paşalar, Perinçekler, Özkanlar,cezaevlerinde
Sakın aldanıp yanılmayın. yurt dışından ellerine tutuşturulan Psikolojik savaş taktiklerinin taşeronluğunu çok iyi yapıyorlar. En son oyunlarından biride Nâzım Hikmet’in “itibarını iade” ikiyüzlülüğüdür. ABD’nin Sözleşmeli Personeli, F. Tipi örgütlenmenin pervasız müritleri “Nâzım Hikmet’in ölüsünü çok seviyor”! Ama dirisini Silivri de “hapislere atıyor!”
Kimi şaşkınlarımız, saf yüreklilerimiz, bilerek yada bilmeyerek, ABD’nin Sözleşmeli personelinden Mafya-Tarikat güçlerinden, BOP Eşbaşkanlarından, Deniz Feneri soyguncularından, çocuklarına yüz metrelik gemicikler alıp, eşlerinin parmaklarına 40 milyarlık yüzük takanlardan, Dolmabahçe Sarayı’nın eşyalarına bile göz koyanlardan temiz toplum kurmalarını bekliyorlar.
Gafillerin ve hainlerin tertiplerine, psikolojik savaş yalanlarına kanmayacağız, İkiyüzlülüğe izin vermeyeceğiz.
“Temiz el” isteyenler; yedi sene önce millete verdiği sözü tutup “dokunulmazlıkları” kaldırıp, önce kendi ellerini temizlemeli. Kirli el ile temiz toplum kurulmaz kurulamaz.
“Temiz El” isteyenlere soralım. Kayıp Trilyon davası ne oldu? evrakta sahtecilikten hükümlüler ne oldu? , damada kamu bankasından 700 milyon dolar temin edenler soruşturuldu mu? Arap kralları uçaklar dolusu hediyeleri kimlere getirdiler? Deniz Feneri dosyası hangi karanlık çukurun içine atıldı? , doğalgaz vurgununu yapanlar neden yargı önünde değiller. Isparta da Ispartalıları soyanların yargılanmalarına neden izin verilmiyor? Onlarca belediyede artık sağır sultanın bile duyduğu vurgun, soygun, yağma dosyalarının kapağı hangi gerekçelerle açılmıyor.
Ama bu soruları soran, araştıran, yani düzenin karanlık ve kirli sularının en derinlerine kadar kafasını sokan, Mumcu’lar katledildiler. Bu gün Mumcunun izinden, yolundan gidenler ise Silivri cezaevlerinde.
Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünü hiç unutmamak gerek sanırım.
“Efendiler, sırası gelmişken, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanında ki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an bile geri kalmasın!”
Yıllar öncesinden bu günleri gören Uğur Mumcu 29 Aralık 1970 de yazdığı “Katiller Demokrasisi Hırsızlar Düzeni” başlıklı yazısında bakın ne diyor.
“Karanlıklarda çevrilen dolapları, kredi yolsuzluklarını, devleti milyonlarca lira zarara sokan suiistimalleri belgeleri ile ortaya koyanlara suikastlar düzenlenecekti.
Şimdi kamuoyu şu soruların cevaplarını araştıracak; kendilerine suikastlar düzenlenen devrimciler hangi yolsuzlukları ortaya çıkarmışlardır?..Bu yolsuzluklara adları karışanlar kimlerdir… ve bunlar devletin hangi kademelerinde bulunmaktadır?.. Şimdiye kadar bu yolsuzluklar karşısında neden susulmuştur?..
İnsanlara can güvenliği sağlayamamış bir düzene bir hukuk devleti denilemez. Devrimcilerin faili meçhul cinayetlere kurban gittiği bir düzene demokrasi denilemez. Yolsuzlukların devlet yetkililerini sardığı bir düzene Anayasa düzeni denilemez. Bu katiller demokrasisidir. Bu hırsızlar düzenidir.”
1970′lerde ABD’ye ve emperyalizme düşman oldukları için tazecik fidanları, bir kuşağı katlettiler. Uğur Mumcu ve yoldaşları, Kemalistler sakıncalı piyade, sakıncalı işçi, sakıncalı öğrenci, sakıncalı öğretmen ve sakıncalı vatandaş oldular. Yıllarca bedel ödediler.
2000′li yıllarda ise koskoca komutanlar aynı akıbeti paylaşıyor. Sadece ve sadece ABD karşıtı, AB karşıtı, Atatürkçü ve ulusalcı oldukları için. Dün UĞUR MUMCU yu,Muammer Aksoy’u Kışlalı’yı öldüren kirli eller, bugün bu ülkenin kahramanlarını boğdurmaya, yaşarken ölüme, intihara sürüklüyorlar..
Onlar yani Tuncer Kılıçlar, Hurşit Tolon’lar, Şener Eruygur’lar Amerikan paşalığını, NATO komutanlığını, AKP’nin omzu kalabalık zabitliğini değil; 70 yaşında Uğur Mumcu gibi Sakıncalı Piyadeliği ve cezaevini tercih ediyorlar.
Yani dostalar; Kemalist Devrim’in son kalelerini de yıkıp, yok ederek Kurtuluşumuzun, kuruluşumuzun ve varlığımızın biricik güvencesi Kahraman Ordumuzun, bin bir entrika ve oyunla direncini kırarak, Kemalistleri etkisiz hale getirerek, vatansever güçleri sindirerek işbirlikçi- Ilımlı İslamcı rejimini kurmanın son hamlelerini yapıyorlar. Bu dış destekli, yani ABD ve AB güdümlü, Sevr özlemcisi ittifak, ordumuzu yalnızlaştırarak teslim almak için bütün kozlarını oynuyor, oynadıkça Ankara’da kazdıkları çukurlara batıyorlar. Çökmektedirler, dayanmak gerek. Bunlar elbette kendi yarattığı korku imparatorluğunda, kendi cinnetinde boğulacaklar. Yakındır dayanın,direnin.
Bu ülke bizim.. Bu cumhuriyet bizim.. Atatürk bizim.. Ama Biz yaşadıkça, Korkmadıkça, sinmedikçe, palavraya pabuç bırakmadıkça.. BİZİM.
Atatürkçüler!.. Atatürk Cumhuriyetinin sahipleri.. Laik, çağdaş, , demokrat tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ne inanan insanlar..
Eğer bugün susarsanız, bugün sinerseniz, bugün koparılan gürültüler, toz duman edilen ortamda Atatürk ve Cumhuriyeti’nden şüphe ederseniz biteriz. Atatürk biter. Atatürk Cumhuriyeti biter..
Yıllar önce İkinci Cumhuriyet sulandırmasıyla ortaya çıkıp, aslında Ortadoğu ve Orta Asya’ya göz dikmiş Amerika’nın ihtiyaç duyduğu tampon, uydu “Ilımlı İslam” devletine döneriz.
O zaman yeni bir Atatürk de bekleyemeyiz. Çünkü Atatürkler tarihte kolay yetişmiyor.. En azılı düşmanı Lloyd George’un dediği gibi, yüzyılda bir geliyorlar dünyaya.. Geçen yüzyıl bize nasip olmuştu. İki yüz yıl üst üste şansın bize dönmesini ummayın..
Vatansız vatansever olunmaz!..
Bitirilmiş, tüketilmiş, yok edilmiş, olmayan bir vatan için nasıl vatansever olunabilir ki?..
Vatan varsa ve dimdik ayaktaysa, o zaman o vatanda yaşayan fertler olarak vatanseversinizdir
Ne yazık ki Uğur Mumcu’nun eski yoldaşları dâhil pek çok kişi yarı yolda davayı bıraktı. Mumcu:
“İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu”
diyordu.
Eğer Deniz devrimci olmayı değil de, hukukçu olmayı seçseydi, Mahir devrimci olmayı değil de bürokrat olmayı seçseydi; bugün savunulan mevziler daha 1970′lerde düşmüş olurdu. Bunu iyi bilin, belleyin.
Mumcu, hem sosyalist olup hem de Atatürk düşmanlığı yapanlara:
“Kendisine devrimci diyen bir aydının Kemalizm’e karşı olması düşünülemez. Bu, olsa olsa günlük devrim kavgasından kaçan korkakların kendi kendilerine buldukları bir sığınaktır. Böylece toplum içinde en ilerici kendileri görünecekler ve fakat devrimci kavganın hiçbir atılımında bulunamayacaklar! Bunlar gizliden bir sağcılık akımının içindedirler”
diyerek Atatürk düşmanı sahte devrimcileri eleştiriyordu.
Sizleri sahte Atatürkçülerin karanlığında değil Gerçek Atatürkçülerin, Yani Muammer AKSOYLARIN, UĞUR MUMCULARIN, Ahmet Taner KIŞLALI ların aydınlığı ile selamlıyorum.
Mahmut ÖZYÜREK
ADD Isparta Şube Başkanı
Eşgüdüm Sorumlusu


1. Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi
2. Biz Kaç Kişiyiz Isparta Platformu
3. Cumhuriyet Halk Partisi Isparta İl Örgütü
4. CUMOK Isparta Temsilciliği
5. Demokratik Sol Parti Isparta İl Örgütü
6. Eğitim- İş Isparta Şubesi
7. Hacı Bektaş Veli Kltr.Dern. Isparta Şubesi
8. İşçi Partisi Isparta İl Örgütü
9. Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Isparta Şubesi
10. Tüm Gençlik Birliği Isparta Şubesi
11. Türkiyem Topluluğu Isparta Temsilciliği
12. Y.Kuşak Köy Enst. Dern. Isparta Şubesi

.

About ADD Isparta