“MAZLUM GÖRÜNME” SİYASETİ…
İktidar; işbaşına gelirken, ezilmişlerin yanında, onlar gibi olduğunu, Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın “ basit bir şiir için” (!) yasaklı hale getirildiğini işledi. Tüm ezilenlerin, ezilme nedeninin Türkiye Cumhuriyeti’nin yıllarca süren “zengin yaratma” politikası olduğunu, laik düzenin kendilerine yalnızca yoksulluk ve açlık getirdiğini bildirdi. Aslında Türkiye zengin bir ülkeydi ama ah bu “Laik Türkiye Cumhuriyeti” var ya… Hep O’nun yüzünden yoksul kalmıştık (!)… “İrticacı” diye nitelendirilip itilip kakılmalarının nedeni hep bu “Laik Cumhuriyet” ti… Bu laik düzen mazlumlara karşıydı…
Tayyip mazlumdu; çünkü şiir yüzünden siyasi yaşamı bitirilmişti…
Emine Erdoğan mazlumdu, çünkü türbanı yüzünden Başbakan eşi olduğu halde GATA’ya alınmamıştı…
Bülent Arınç mazlumdu, çünkü dedeleri, Menemen de irtica kalkışması ve genç subay Kubilay’ın öldürülmesi bahanesiyle (!) Türkiye Cumhuriyetinin cellâtları (!) tarafından idam edilenlerin akrabaları ya da yakınlarıydı…
Son günlerde bazı subaylar tarafından, evinde bulunmadığı bir sırada, kapısına suikast düzenlenmek için silahsız da olsalar, bir Albay ile bir Binbaşı dayanmıştı…
Dengir Mir Mehmet Fırat mazlumdu, çünkü dedeleri, gencecik Cumhuriyete başkaldırdığı bahanesiyle (!) Doğu Anadolu’da Türkiye Cumhuriyeti tarafından haksız yere (!) katledilmişti…
AKP mazlumdu, çünkü yedi yıldan beri; her yıl en az iki defa Türkiye Cumhuriyeti Ordusu tarafından, laiklik karşıtı olduğu için kendisine darbe planlanmış; darbe yapılmaya kalkışılmıştı…
İktidar mazlumdu, çünkü yapmak istediklerini engelleyen bir yargı organı, her defasında “Anayasa ve Evrensel hukuk kuralları” gerekçesiyle kendisini köstekliyordu…
Türban konusunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına uygun şekilde, kamusal alanda yasaklama kararı vermişti…Yargı; Ülkenin birikimlerinin birçoğu haraç-mezat satılırken, bazıları için iptal kararı vermekteydi. Tekel’in 120 milyon dolara, iktidarın bir adamına satıldıktan üç-dört ay sonra 920 milyon dolara bir İngiliz şirketine satılması ve aradaki farkın bir yandaşın cebine girmesi iyi ki yargının önüne gelmemişti yoksa ona bile iptal kararı verebilirdi(!)…
Sonuçta iktidar, yandaşları, iktidar partisinin yöneticileri hepsi, hepsi mazlum ve masumdur(!) Kabahat ise hep muhalefettedir. Olaylardan hep iktidarı sorumlu tutmaktadır. Cumhuriyet Gazetesi bombalanmış ise bunu mutlaka muhalefet ve Ergenekoncular yapmıştır.
Türban konusunda verdiği kararlar nedeniyle, görevinin başında kurşuna dizilen Danıştay 2. Dairesinin yargıçlarını vurduran, Mustafa Yücel Özbilgin’i öldürtenler sırf iktidarı güç durumda bırakmak için bunu yapmışlardır…
AKP ve iktidarı hep mazlumdur, haklıdır (!)…
Türkiye, dünya gelişmişlik ligindeki üçüncü kategoride Sri Lanka ile aynı sıradaymış, 2002 yılında gelişmekte olan ilk 20 ülkenin arasındayken, 2010’da 17. Sırada düşmüş; Cumhuriyetin bütün birikimleri satıldığı halde borçlarımız artmış; yeniden İMF’ye muhtaç hale gelmişiz. 15 milyon insan açlık sınırında yaşıyor. 9 Milyon yeşil kartlı yurttaşımız var. 6 milyon işsizle, her yüz kişiden onu işsiz geziyor.Tekel işçileri soğuk, açlık ve yokluk içinde direniyor. Halk kırmızı et yiyemez hale geldi.
Bütün bunlar muhalefetin marifeti! Kabahat hep muhalefette. Bir de Ergenekoncularda! Aklımıza Orhan Veli’nin şiiri geliyor:
“Açlıktan bahsediyorsun,
Demek ki sen komünistsin!
Demek bütün binaları yakan sensin
Ankara’dakileri sen,
İstanbul’dakileri sen,
Sen ne domuzsun sen!…
YAZI/YORUM 09.02.201 GÜRKUT ACAR
.