“LOZAN 2008” ORTAK BASIN AÇIKLAMASI

ISPARTA ULUSAL GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU

“LOZAN 2008″

ORTAK BASIN AÇIKLAMASI

24 Temmuz 1923 tarihi; anti emperyalist bir hareketin, “Misak-ı Millî” esaslarını başarıya ulaştırmasının, Türk Ulusunun  uluslararası nitelikteki hukuksal kimliğini onaylatan antlaşmasının tarihidir.

24 Temmuz 1923 tarihi; Gazi ve İsmet Paşa’ların önderliğinde gerçekleştirilen Lozan Antlaşması, “mazlum milletlerin yedi düvele” karşı kazandıkları bir hukuk zaferinin de ortak tarihidir.

24 Temmuz 1923 tarihi; Sevr’in karanlığının, Lozan Antlaşması’nın saygın varlığı karşısında yok edildiği tarihtir.

24 Temmuz 1923 tarihi; Anadolu topraklarında , ” uluslar ve insanlar arası barışın” korunması ve yaşatılması için “Cumhuriyet projesinin” temelinin  atıldığı tarihtir.

Lozan Antlaşması;“tam bağımsızlık” ve uluslararası “eşitlik”, “yurtta ve dünyada barış” şiarının dosta-düşmana karşı kabul ettirildiği tarihtir.

Lozan Antlaşması; Türkiye Cumhuriyeti’nin, kuruluş sözleşmesi ve  hukuk sisteminin  temelidir.

Lozan Antlaşması; Türkiye’nin kurtuluşunun ve uluslararası varlığının güvencesidir.

Lozan  Antlaşması; Türk ulusunun emperyalizme karşı, dünyaya armağan ettiği “insanlık onuru” dur.

Lozan Antlaşması; Bağımsız Türkiye’nin Tapu belgesidir. Ama Aynı zamanda Lozan Türk ulusunun namusu, onuru ve vicdanıdır. Lozan’a hangi gerekçe ile olursa olsun karşı durmak namussuzluktur,onursuzluktur,vicdansızlıktır !!!

                Temelinde bu ülkenin kurtuluşu ve kuruluşu için  soylu Türk ulusunun dökülen kanlarının bulunduğu Lozan kazanımları,  85 yıl sonra, “küreselleşme” eğilimlerinin yükselişe geçmesiyle birlikte, tüm hesapları  Lozan’da  bozulan iç ve dış hıyanet  erbabı tarafından  birer birer yok edilmektedir.  

                Kendi ülkesinde, Batılı  güçlerin işbirlikçiliğine ve Sevr’i hortlatma rolüne soyunmuş hükümetin de desteğini alan  AB ve ABD, Lozan ve Türkiye Cumhuriyeti ile açık  bir hesaplaşma savaşımı içine  girmişlerdir.

                Türkiye Cumhuriyeti, dıştan ve içten büyük kuşatma altındadır. Ülkenin bütünlüğü, ulusun birliği tehlikededir. Yeni Sevr planları, BOP’un uzantısı olarak uygulamaya konulmuştur.
                Bu hükümetin işbaşına geldiğinden bu yana  Atatürk’e,  Ulus Devlete, Atatürkçülere, Türk Ordusuna yönelik, saldırılar yoğunlaşmıştır.   

                Amerika ve Batı emperyalizmi, ulus devleti yıkmak için önüne çıkan tüm ulus devlet kurumlarını değiştirip, dönüştürerek  ulusal pazarımızı  tam denetimi altına almaktadır. Bu kuşatılmışlığın karşısına  yargı çıkarsa onu kendine göre yeniden tanzim etmek istiyor. Eğer ordu çıkarsa onu da kendi isteğine göre kullanmak istiyor.

                Velhasıl, ülkenin kendi kendini yönetecek hangi kurumu varsa onu yıkıp, yok ederek  ilerlemek istiyorlar.  Şu bizim işbirlikçilerin, devşirme satılık kalemlerin  “demokrasi” dediği şey, batının bu bağlamda “uyum yasaları”, Yargı Reformu diye dayattığı mekanizma, aslında ülkenin temel kurumlarının  etkisiz, dirençsiz kılınmasından başka bir anlam taşımamaktadır.  Siyasal alanda İşbirlikçiliği,  yabancılara uşaklığı, savaş rantiyeciliğini, din bezirganlığını  kendine meslek edinmiş, milli benlikleri dumura  uğramış görünen, malum zavallı zihniyetin, Türk Devrimini   bir “travma” olarak algılaması, Atatürk’ün Cumhuriyetine  ve  devrimlerine karşı duran sapık  “zihniyetin dışa vurumudur”. Türk Ulusu Lozan’da aynı “travma“yı Düvel-i Muazzama denilen emperyalist güçlere yaşatmıştı. Şimdi Onların içimizdeki devşirmeleri,   işbirlikçileri,  ellerine geçirdikleri  makamları da kullanarak, onlarla birlikte Türkiye Cumhuriyetine ve onur belgesi Lozan a  karşı “darbe” yapıyorlar. Asıl “Darbe” Vakıflar yasasıdır. Asıl “Darbe” 2002 yılından bu yana, parlamentodaki Parmak hesabı ile çıkartılan Lozan’a aykırı yasalarla  Türkiye Cumhuriyetine karşı yapılmaktadır. 

                Türkiye’yi Türkiye yapan, hatta, bir ülkeyi vatan  yapan her tür milli duruş, milli dava, milli kimlik bir kenara itilmektedir. Vatansızlık, kişiliksizlik, millet düşmanlığı, milletsizlik, uşaklık, eziklik yükselen değerler haline gelmektedir. Dünyanın en köklü medeniyetlerinden birinin yaratıcısı Türkler, neredeyse tarihinin en silik ve en zavallı dönemini yaşamaktadır.  Tüm insanlığa örnek olacak değerdeki,  görkemli Türkiye Cumhuriyeti yapısını, içerden elde ettiği yeni Vahdettin, Damat Ferit, Sait Molla ve Ali Kemal karakterindeki işbirlikçileriyle yıkmak istemektedirler. Bunun için bu gün Ergenekon’u kullanıyorlar. Ergenekon Tertibi, Haçlının Anadolu Surlarından içeri sızarak yürüttüğü bir harekettir.  Yarın başka bir manivela, başka bir tertip  bulacakları ortadadır.

                Bugün çok açık bir şekilde anlaşılmaktadır ki, dün olduğu gibi  Türkiye’nin mücadelesi emperyalizmledir. 85 yıl sonra Türkiye’nin çözülmesi konusunda emperyalist proje dört koldan yürütülmektedir. ABD ve AB zemini bu sürecin tarafıdır. AB kapısına bağlanarak, siyasal ve stratejik refleksleri köreltilmiş bir Türkiye hedeflenmektedir.

                 GAP’ın ve büyük nehirlerimizin etrafı kuşatılıyor, sahiller Türklere kapanıyor,
Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen, borçları ödemek bahanesiyle satılan topraklarımız,   çıkartılan  yasalarla  gerektiğinde geri alınamaz konuma getirilmiştir.

                 Büyük Ortadoğu Projesi, Kürdistan kurma hayali, İsrail’in vaat edilmiş topraklar düşüncesi devam ederken, Devletin temel unsuru, egemenlik ve bağımsızlık simgesi olan vatan toprakları haraç mezat satılmaktadır. Kısaca Lozan Tasfiye ediliyor, Sevr yeniden hortlatılıyor.

                Emperyalizme karşı savaşta, işbirlikçiler; Amerika ve AB   ile birlikte Türk Halkına karşı savaştıklarını  gizleme gereğini bile duymuyorlar.

Amerika elindeki bütün propaganda aygıtını harekete geçirerek işlediği bütün suçları Türkiye’nin milli güçlerinin üzerine yıkmaya çalışmaktadır.

Her fırsatta Türk Silahlı Kuvvetlerini ve onun mensuplarını olayların içine çekme gayretinde bulunan ve görünüşte özgürlük ve demokrasi savunucusu olduklarını vurgulayan çevreler, Türkiye’nin, Türk ulusunun dostları değil, devşirilmiş hain odakların paralı uşaklığına soyunmuş düşmanlarıdır.

TSK’ne yapılan saldırılar üzerine Genelkurmay Başkanlığı açıklamasının sonunda “bu saldırılara karşı sadece Türk Silahlı Kuvvetlerinin değil, aynı zamanda Türk milletinin yasal ve demokratik tepkisini göstermesi beklentisi içinde olduklarını” belirtmektedir.

Genelkurmay Başkanlığımız beklentisinde haklıdır. Milletimiz yasal ve demokratik tepkisini göstermelidir. Ama herkesin gözü önünde büyük bir pervasızlıkla bu ülkenin Ordu’suna ve yasal Kurumları’na karşı gerçekleştirilen bu saldırıya karşı, yasaların bu şekilde çiğnenmesine karşı; Cumhuriyet Yargısının derhal harekete geçmesi ve güvenlik güçlerini ayağa kaldırması gerekmiyor mu?

Kanunlar açıkça çiğnendiği halde, kanunları uygulamakla görevli Devlet Kurumları harekete geçmeyecekse niçin vardırlar?  Kamu gücü, sadece devlet içine sızmış Fethullahçı Gladyo’nun yasa dışı emellerine ulaşmak için giriştiği tertipleri uygulama aracı olarak mı vardır?

                Dün olduğu gibi bu gün de  İşbirlikçiler Batı ile beraber olacak halka karşı savaşacaklar. Bunu biliyoruz.

                Ülkenin demokrat-yurtsever kişi ve kurumları ile yoğun işbirliği içinde vatansever on milyonları ayağa kaldırarak, halk gücü ile bu AB-D kaynaklı, yerli BOP işbirlikçileri eliyle yaratılan emperyalist kuşatmayı yaracağız. Yani 85 yıl öce yaptığımız Kurtuluş Savaşını yeniden yapacağız. 1920′lerde yokluk ve yoksunluk günlerinde Düvel-i Muazzama denilen emperyalist güçlere karşı Atatürk önderliğinde tüm dünyaya örnek olan Ulusal Kurtuluş ve Bağımsızlık Savaşı vererek çağdaş Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk Ulusu, bugün de aynı savaşını verecek güç ve kararlılıktadır.

                Hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki, Türk Ulusu emperyalizmin yerli planlarını, oyunlarını bozacak, işbirlikçi hainlerden, Türk Ulusu adına karar veren bağımsız yargı önünde hesap soracaktır. Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır.

                ”Sevr” in  tarihin karanlıklarda kalmış onursuz ve kasıtlı hükümlerini diriltmeye ise AB-ABD dahil hiçbirinin  gücü  yetmeyecektir.

                Lozan Antlaşması’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli olduğu gerçeğinden hareketle, ömürlerini bu ülke ve bu ulus için engin hizmetlerle geçiren; büyük devrimci Mustafa Kemal ATATÜRK ile gerçek devlet adamı İsmet İnönü’nün saygın anılarında Anadolu İhtilali’nin adı sanı bilinmez kahramanlarına sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz.

ISPARTA ULUSAL GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU

 

•1.        Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi

•2.        Cumhuriyet Halk Partisi İl /İlçe Başkanlıkları

•3.        CUMOK Isparta Temsilciliği

•4.        Demokratik Sol Parti İL/İlçe Başkanlığı

•5.        Eğitim-İş Isparta Şubesi

•6.        Hacı Bektaş Veli Kültür Dern. Isparta Şubesi

 

•7.        İşçi Partisi Isparta İL/İlçe Başkanlığı

•8.        SDÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu

•9.        Türkiye Emekli Astsubaylar Dern. Isparta Şubesi

•10.     Türkiye Gençlik Birliği Isparta Şubesi

•11.     Türkiyem Topluluğu Isparta Temsilciliği

•12.     Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Dern. Isparta Şubesi

 

.

About ADD Isparta