19 MAYIS: MUSTAFA KEMAL’İ ATATÜRK KATINA YÜCELTEN UYGARLIK YOLCULUĞU
89 yıl önce bugün, ilerde Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanacak olan 19 Mayıs 1919′da, insanlık tarihinin kaydettiği en büyük kahramanlık yolculuğuna çıkan Mustafa Kemal, “Güneş ufuktan şimdi doğar, Yürüyelim arkadaşlar!” diyordu.Bu yolculuk için 15 Mayıs 1919 günü, Bandırma Vapuru ile İstanbul Boğazı’ndan Karadeniz’e açılmak üzere düşman zırhlı gemilerinin arasından geçerken, arkadaşlarına şunları söylüyordu: “Bunlar, yalnız demire, çeliğe, silah gücüne dayanırlar. Bildikleri şey, yalnız madde. Bunlar, özgürlük uğruna ölmeğe karar verenlerin gücünü anlayamazlar. Biz, Anadolu’ya ne silah, ne cephane götürüyoruz; biz ülkü ve inanç götürüyoruz.”
Önderi olduğu Türk Kurutuluş Savaşının ve bütünüyle Türk Devriminin, yalnız Türk ulusu için değil, yalnız sömürlen mazlum uluslar için de değil, bütün insanlık için gerçek bir yeni güneş değerinde olduğunu biliyordu. Yakında dünya da tanık olacaktı.
Verilen savaş tam anlamıyla bir uygarlık savaşıdır; bütün insanlığın, bugün hâlâ özlemini çektiği bir uygarlık projesini ortaya koyup gerçekleştirme savaşıdır. Demokrasi’nin hem siyasal, hem de ekonomik gereklerini birlikte yerine getirebilecek, bütün insanlığa özgürlük, barış ve gönenç getirebilecek bir uygarlık güneşi!
İNCİL’E EL BASARAK YEMİN
Yunan yasalarına göre avukat adayları mesleklerine başlamadan önce, cüppe giyme töreninde bir ellerini Hıristiyanlığın kutsal kitabı İncil’in üzerine basarak yemin etmek zorundadırlar. Bu yemini etmeyenlere ruhsat verilmez, ruhsatı olmayan avukat adayı baroya kaydedilmez, baroya kaydedilmeyenler de avukatlık yapamaz.2006 yılında Yunan Komünist Partisi ve Sol Koalisyon, parlamentoya bir yasa tasarası sundular, dini yeminlerin kaldırılmasını istediler. Bu yasa tasarısı, Yunan Ortodoks Kilisesi’nin desteğini alan Yeni Demokrasi Hükümeti tarafından reddedildi.
2006 yılında Aleksandridis adlı genç bir Yunan avukat adayı, cüppe giyme töreninde dini yemin etmeyeceğini bildirdi. Aleksandridis, bu davranışı yüzünden hemen mahkemeye verildi. Aleksandridis mahkemedeki savunmasında, Orodoks Hıristiyan olmadığını, bu nedenle de İncil üzerine yemin etmeyi reddettiğini açıkladı. Mahkeme bu savunmayı yeterli görmedi, Aleksandridis’in avukatlık yapamayacağına karar verdi.
ÖLÇÜSÜZ MÜTTEFİKLİK, ÖLÇÜSÜZ TESLİMİYET
Geçmiş silikleştikçe yapılan kötülükler unutuluyor. Eski CIA operatörleri ve yerli “asset”leri karşınıza “milliyetçi” ,”ulusalcı” yada “liberal demokrat” olarak çıkıveriyor.CIA’nın katkısı küçümsenmeyecek kanlı olaylarda “milliyetçilik” örtüsüyle yer almış olanlar, ya “Demokrat Müslüman” yada “İslam devrimcisi” olarak yeni eylemler planlıyorlar. Hatta yakın zamanda suikastlara bulaşıp hüküm giymiş olanlar bir anda demokrasi koalisyonu içinde liberallerle paslaşıp duruyorlar. Bir bakıyorsunuz “dönek” olmakla suçlanan eski “solcu” bireyler, ya Amerikan Müslümanlığına yada ABD kukla devlet oluşumlarına “barış” eylemleriyle destek oluveriyorlar.
Bu gelişmeler perde arkasını izleyebilenler için şaşırtıcı olmuyor; çünkü eski dönemlerdeki yöntem ne idiyse şimdilerdeki de aynıdır. Özeni elden bırakmamak gerekiyor. Özellikle yurtdışına öğrenim için gitmek zorunda
bırakılan gençler kendilerini Amerikan hürriyeti yellerine kaptırmadan önce CIA ustalarının yöntemlerini bilseler yeridir.
CIA eski operatörlerinden Mcgehee yabancı gençleri hangi tuzağın beklediğine çarpıcı bir örnek veriyor:
“John (takma ad), Operasyon Direktörlüğü’nün içerde (ABD’de) uyguladığı yasa dışı projelerden birini yönetmekteydi. Genç üniversite öğrencilerini kendisine bağladı; eğitti, yetiştirdi, temel düşüncelerini değiştirdi ve ABD üniversitelerindeki solcu örgütlere sızdırdı.”
“Sarkma operasyonu” da denilen projede çalıştırılan gençlerin
Amerika’dan döndükten sonra bir an önce işbaşı yapması için de plan hazırdır:
Bu Ampul Bir Gün Sönecek
BASIN AÇIKLAMASI
I
8 Mayıs 2008 Tarihli Gazetelerde; Isparta Belediye Başkanı Hasan Balaman’ın , Isparta’daki 17 semt pazarının zabıta ekiplerince yapılan görevlerinin özelleştirildiği açıklamaları yer aldı. Balaman,”Belediyeye zarar getiren, kamburu konumunda olan bir çok birimi özelleştirdiklerini ve kar elde ettiklerini”de söylemiş ve “gerekirse koltuğumu bile özelleştireceğim” demiş.
Öyle görünüyor ki kendini “seçilmiş kral” sanan Balaman Hazretleri, Isparta’yı da “babasından miras” kendi malı sanıyor olmalı’ki bu güzel İlimizin tüm varlık ve değerlerini önüne gelene pazarlıyor..
2004 yılından bu yana, Isparta Halkının Cumhuriyetten bu güne vergileri, alın teri, göz nuru ile edindiği ne kadar değer varsa eş, dost ve siyasi yandaşlara peşkeş çeken Hasan Balaman’a soruyoruz: “Hangi sıfat ve yetkiyle, kimin malını kime peşkeş çekiyorsun?”
* Göreve geldiğinden bu yana, bir çok birimi özelleştirdiklerini ve kar elde ettiklerini söyleyen Hasan Balaman, Isparta Belediyesinin Yurt genelindeki toplam 3 bin 234 belediye içinde toplam 1 milyar YTL’ yi aşan borçla en fazla borçlu 2. Belediye durumuna getirmiştir.
Önceki Başlıklar
“Yerli ve yabancı hiçbir kuruluştan "fon" adı altında bile yardım almamakla övünüyoruz."