ADD ISPARTA ŞUBESİ OLAĞAN GENEL KURULU (06 MART 2010)
Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi 7. Olağan Genel Kurulu; çoğunluklu; 27 Şubat 2010 Cumartesi günü saat 14.00 de, çoğunluksuz; 06 Mart 2010 Cumartesi günü (bu tarih esas alınmalıdır) saat 14.00 de, Halı Sarayı F-Bl. 1. Kattaki şubemiz salonunda, aşağıdaki gündemle yapılacaktır.
İlgililere ve tüm üyelerimize önemle duyurulur.
ADD. ISPARTA ŞUBESİ YÖNETİM KURULU
SEVR YENİDEN (Dün Yeniden Yaşanıyor)
Prof.Dr.Çetin YETKİN
“Tarih tekerrür eder mi, etmez mi?” Başka bir deyişle tarihsel olaylar yeni baştan yaşanır mı, yaşanmaz mı? Tartışmalı bir konu bu. Ancak, kuramsal olarak şunu kesinlikle söyleyebiliriz ki, bir ülkede geçmişte var olan ekonomik, toplumsal ve siyasal koşullar, şu ya da bu nedenle, pek benzer bir biçimde yeniden ortaya çıkarsa bunların sonuçları da benzer bir biçimde yeniden yaşama geçer. Ne var ki, bunun için tarihten hiç ders alamayacak denli bilgisiz olmak ya da geçmişte yaşananları bilerek ve isteyerek şimdiki zamana taşımayı istemek gerekir. İşin bir başka yönü daha var: Emperyalizmin boyunduruk altına almak istediği ülkelere karşı izlediği siyasa dünden bugüne özünde değişmiş değildir. Bu nedenle, emperyalist devletler, eğer planlarını gerçekleştirmekte bir engelle karşılaşmış iseler, ilk olanakta bu planlarını yeniden uygulamaya koyarlar. Bu durumda da bu çerçevede olaylar yeniden yaşanmaya başlar.
Atatürk olsa kurşuna dizerdi…
Süleymaniye’de yaşanan ve Türk milletini derinden yaralayan “çuval alçaklığı”na imza atan ABD’li komutanın Ankara’ya davet edilmesi Türk tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Rezil Amerikalı, devleti yönetenler tarafından hiç bir şey olmamış gibi karşılanıp dostça kucaklandı. Biri de çıkıp, ‘Sen Türk askerine bu alçaklığı nasıl yaparsın’ diye hesap sor(a)madı…
Bu gaflet ve duyarsızlık bana Milli Mücâdele tarihimizdeki önemli bir olayı hatırlattı.
Bilindiği gibi İstanbul’un işgali yıllarında böyle çok trajik bir olay yaşanmış ve bu felaketten Atatürk’ün dahiyane bir müdahalesi ile alnımızın akı ile çıkmıştık. Bu başarı aynı zamanda İngiliz gururunun ve İngiliz haşmetinin de unutulmaz bir yenilgisi olmuştur. İşgal yıllarında İngilizler eş zamanlı olarak Meclis-i Mebusan’ı basmışlar, süngü kuvveti ile tutukladıkları bazı milletvekillerini Bekirağa Bölüğüne tıkmışlardı. Burada aynı zamanda Türk ordu kumandanı paşalarımız, Türk gazetecileri ile sözde Ermeni tehciri ve soykırımı sorumluları da tutuklu bulunuyorlardı.
Bu Yazı Bir Kamu Hukuku Profesörünün Türk Kamuoyuna Uyarısıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Tasfiye EdiliyorBu Yazı Bir Kamu Hukuku Profesörünün Türk Kamuoyuna Uyarısıdır.Türkiye, son yıllarda sürekli olarak dıştan dayatılan reformlarla uğraşmak zorunda bırakılıyor. Birilerinin çok acelesi olduğu için, bir an önce istedikleri aşamaya gelebilmek için dışarıdan içeriye doğru sürekli olarak bir inisiyatif yönlendirmesi yapmaktadırlar. Böylesi dışmerkezli bir emperyalist oyuna bütünüyle Türk toplumu alet edilmek istenirken Türk ekonomisinin köşe başlarını tutan kadrolarla medyada etkili olan işbirlikçi mandacı gruplar, ülkemizi böylesi bir maceraya doğru el birliği ile sürüklemektedirler. Yüzyıllar önceden hazırlanmış bir plan ve bu doğrultudaki proje uğruna büyük bir ulusal kurtuluş savaşı vererek kurmuş olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti tasfiye edilmektedir. Bu gerçek artık saklanamayacak kadar açık ve net bir biçimde Türk kamuoyunda kesinlik kazanmıştır. |
DİLİNİZİ Mİ YUTTUNUZ?
Sivil Toplum Örgütü: Mesleki ve Toplumsal sorunları, araştıran, inceleyen, onları bilimsel raporlar haline getiren, ayrıca devleti yönetenlerle, kendi üyeleri ve kamuoyu ile paylaşan örgütlerdir. Aynı zamanda, demokratikleşmenin ve kişi hak ve özgürlüklerinin gelişmesine, Lâik Cumhuriyete, Sosyal Hukuk Devletine, Bağımsızlığımıza ve kadın-erkek eşitliğine sahip çıkıp savunması gereken kuruluşlardır. Bunlar benim tespitlerim. Bir tespitim daha var; Önümüzdeki süreçte Türkiye’nin önündeki en büyük bela, EMPERYALİZMLE İŞBİRLİĞİNE GİREN DİNCİ GERİCİLERDEN gelecektir. Bu iki tespitten sonra bu gün ülkemizin belli başlı problemlerini başlıklarıyla sıralayalım;
*İRTİCA bundan böyle iç tehdit olarak sayılmayacak. Devletin tehdit öncelikleri değiştirilecek.
Önceki Başlıklar
“Yerli ve yabancı hiçbir kuruluştan "fon" adı altında bile yardım almamakla övünüyoruz."

